-->
Məqalələr



Sorğu


Vəhhabiləri Azərbaycan üçün təhlükə hesab edirsinizmi?

Bəli (315)
Xeyr (192)
Bilmirəm (29)



ARXİV
Dost saytlar
Sayğac

free counters

“Türk Devletleri ve Toplulukarı Medya Platformu” bugünün talebidir
Şiriftin ölçüsünü dəyiş

Oğuz Ateş
T. C. Dışişleri Başkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi

   Geçen yirmi yıl önce bağımsızlıqlarını kazanan kardeş Türk Cumhuriyetleri bağımsızlık ve egemenliklerini pekiştirmişler, ekonomik, sosyal ve siyasi kalkınmalarında uluslar arası ilişkilerinde önemli mesafeler kat etmişlerdir. Ancak küreselleşme süreciyle artan bölgeselleşme eğilimlerinin giderek geçerli olduğu günümüzde ortak tarihe, enik, dil, din ve kültürel bağlara sahip münferit genç Türk Cümhuriyyetlerinin potansiyellerini bir araya getirmeleri, başka bir ifade ile aramızdaki enteqrasyon sürecine hız vermeleri, gerek daha yüksek seviyelerde sosyoekonomik kalkınmanın sağlanmasında gerek bölgesel tehditlere karşı etkili biçimde karşı koymada bir zaruret teşkil etmektedir. Ülkelerimiz ve toplumlarımız arasında gerçekleçtirilecek enteqrasyon aynı zamanda, halklarımızın beklentilerine cevab verecek bir istikrar ve refah ortamının yaratılmasına, bölgesel ve uluslar arası konularda birlikte hareket edebilmemize ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına da katkıda bulunacaktır.
   Esasen, geçtiğimiz yirmi yıl içinde ülkelerimiz arasında enteqrasyon bağlamında kayda değer gelişmelerin yaşandığını bildirmek yanlış olmayacakdır. Ancak, bugüne kadar enteqrasyon yönünde gerçekleşen gelişmeler daha çok ekonomik ilişkilerin yoğunluğu ile hükümeler ve siyasi elitler arasındaki etkileşimin arttırılması ve bunu sağlayabilecek mekanizmaların ortaya çıkarlması doğrultusunda olmuştur. Nihai tahlilde gerçek anlamda siyasi enteqrasyona yol açacak olan sosyal enteqrasyon alanında ise ciddi gelişme kaydede bildiğimizi söylemek doğru olmayacaktır. Halklarınız arasındaki farklılıkları da dikkate alarak, ortak değerlerimize, pek çok ortak yönleri bulunan yaşam tarzlarımıza ve ortak tarihi geçmişimize dayalı ortak bir kimlik oluşumu aramızdaki sosyal enteqrasyonun sağlanmasında çok önemli bir etkeni oluşturmaktadır. Ortak bir kimliğin inşasında ise, halklarımız arasındaki iletişimsel etkileşimin yeterli düzeyde sağlanabilmesi şarttır. Halklarımız arasındaki karşılıklı ekonomik ve kültürel düzeylerdeki temaslara ilaveten, medya aracılığıyla sağlanacak iletişim birbirimizi daha iyi anlamamızı, birbirimizin sorunları ve başarılarından daha yakından haberdar olmamızı, sorunlarımız karşısında ortak tavr almamızı, başka bir ifadeyle birbirimizi daha fazla hissederek ortak kimliğimizin inşasını gerçekleştirmemizi sağlayacaktır. Medyalarımızın bu konuda başarılı olması ise şübhesiz medya kurum ve kuruluşlarımız arasındaki etkileşimin ve işbirliğinin arttırılmasını, bu amaçla gerekli mekanizmaların oluşturulmasını gerektirmektedir.
   Meydanlarımızın, aramızdaki enteqrasyon sürecine ve ortak kimlik inşasına olabilecek katkısı ve bu yöndeki gelişmeler hakkındaki ilave görüşlerimi ve gelişmeleri dile getirmeden önce, ülkelerimiz arasında, esasen ekonomik ve hükümetlerarasılcı yaklaşımlara izah edilebilecek ve sosyal enteqrasyon sürecini de kolaylaştırabilecek bugüne kadarki gelişmeleri özetlemek istiyorum.
   Hiç şübhesiz, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirve Süreci ve bu Sürecin bir ürünü olan Türk İşbirliği Konseyi, ülkelerimiz arasındaki hükümetlerarasılcı yaklaşımla izah edilebilecek en üst düzeydeki oluşumu teşkil etmiktedir.
   Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi, Türkiye ile Güney Kafkasiyada Azerbaycan, Orta Asyada Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistanın katılımıyla Sovyetler Birliğinin 1991-de dağılması sonrasında ortaya çıkan koşulların olanaklı kıldığı bir forumdur. 1992 senesinde Türkiyenin girişimleriyle başlatılan süreç kapsamında bugüne kadar on  Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi gerçekleştirilmiştir.
   Azerbaycanın Nahçivan sehrinde 2-3 Ekim 2009 tarihinde gerçekleçtirilen ve Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Terkmenistanın katıldığı 9. Zirve toplantısı sonunda, Nahçivan Anlaşması ile Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasına Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi ya da Türk Konseyi tesis edilmiştir. Ortaya çıkan bu yapı, Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Aksakallar Kurulu, Kıdemli Memurlar Komitesi ve merkezi İstanbulda bulunan bir Sekreteryadan oluşmaktadır. Türk Konseyi ilk Zirve toplantısını, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiyenin katılımıyla 21 Ekim 2011 tarihinde Almatıda düzenlenmiştir. Zirve münasibetiyle, Konseyin işleyişine ilişkin anlaşma ve tüzükler sonuçlandırılmıştır. I. Zirvenin özel gündemi ekonomik ve ticari ilişkilerin kapsamlı biçimde ele alınması olarak tanımlanmış, II. Zirvenin de kültürel ilişkiler temasıyla toplanması kararlaştırılmıştır. Zirveler sürecini kurumsal bir yapıya kavuşturan Türk Konseyinin öncelikli hedefleri, Türk dünyasında karşılıklı güven ortamının pekiştirilmesi, siyasi dayanışmanın güclendirilmesi, ekonomik ve teknik işbirliği imkanlarına ivme kazandırılması, beşeri ilişkilerin sağlıklı yapılara kavuşturulması ve Türk dünyasının tarihi ve kültürel birikimlerinin en geniş şekilde kayıt altına alınmasını sağlamak olarak sıralanabilir.
   Ülkelerimiz arasında kapsamlı işbirliği ve dayanışmaları oluşturan ve hükumetler-arasılcı enteqrasyonla izah edilebilecek önde gelen diğer yapılanmalar da, “Uluslar arası Türk Kültür Teşkilatı (TÜRKSOY)” ve “Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamentolar ARASI Kurul (TÜRKPA)” dır.
   1992 yılında Baku ve İstanbulda bir araya gelen Azebaycan, Kazakistan, Kırğızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye Kültür Bakanlarının kültürel ilişkileri geliştirme kararı doğrultusunda Almatıda 1993 de imzalanan bir anlaşma ile kurulan TÜRKSOY un amaçları, Türk dili konuşan ülkeler arasında karşılıklı dostane ilişkiler kurmak suretiyle ortak Türk kültürünün, dilinin, sanatının, tarihinin, kültür-sanat ürünlerinin, tarihi mirasının ve tüm kültürel değerlerinin araştırılıarak ortaya çıkartılması yoluyla ortak Türk kültür ve sanatının kalıcı kılınması olarak sağlanabilir. TÜRKSOY teşkilatı, Daimi Konsey, Dönem Koordinatörü, Genel Sekreterliği ve üye ülkelerin teşkilat nezdindeki temsilcilerinden oluşmaktadır. Türksoy 1993 ten itibaren Ankarada yerleşik diplomatik statüde bir uluslar arası kuruluş olarak faaliyet göstermektedir. TÜRKSOY-a asli üyeler dışında Rusiya Federasyonunda yeralan Tataristan, Başkırtistan, Altay, Suha-Yakut, Tıva ve Hakas Özrek Cumhuriyetleri ile Moldovadaki Gagavus Yeri Özrek Bölgesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetleri de gözetimci olarak katılmaktadır. Kültür Bakanları düzeyindeki TÜRKSOY Daimi Konsey 29. Dönem toplantısını 20 Eylül 2011 tarihinde Astanada yapmıştır. Toplantıda alınan kararlardan özellikle, 2012 yılının Hakas asıllı ünlü Türkolog Nikolay Kanatovun doğumunun 100. Yılı olması münasibetiyle “Kanatov Yılı” olarak ilan edilmesi, ayrıca, Türkiyede Eskişehrin 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesi için Türk Konseyine teklifte bulunması dikkat çekmektedir.
   Türk dili konuşan ülkeler parlamentoları arasında ilişki ve işbirliğinin güclendirilmediğini öngören “Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamentolar Arası Kurulu  (TURKPA) 2008 yılında Azerbaycan Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiyenin, Meclis Başkanları tarafından İstanbulda imzalanan bir anlaşmayla kurulmuştur. TURKPA nın genel kurul toplantısı 2009 da Bakuda yapılmış ve TURKPA tüzüğü kabul edilerek, Sekretariyasının Bakuda bulunması kararlaştırılmıştır. TURKPA nın amaçları arasında, üye ülkeler parlamentoları aracılığı ile siyasi diyalog geliştirmek, tarihi, kültürel ve dilsel birlik ama-cıyla parlamentolar arası işbirliğini geliştirmek ve bu amaçla mevcut yasal düzenlemelerin harmonizasyonunu sağlamak ve Türk dili konuşan ülkeler arasında karşılıklı yarara dayalı dayanışma geliştirmek olarak sayılabilir. Almatıda 21 Ekimde düzenlenen I Türk Konseyi Zirvesinde TURKA nın Türk dünyasındakı kurumsallaşmanın önemli bir parçası olduğuna vurgu yapılmıştır.
   Türk Dili Konuşan Ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari etkileşim giderik artmakla birllikte, ülkelerimiz arasında gümrük birliği, serbest ticaret bölgesi veya ekonomik birlik türünde ekonomik boyuttaki enteqrasyonu sağlayacak kurumsallaşma henüz ciddi anlamda başlamamıştır. Diğer taraftan, 20 Ekim de, Türk Konseyi Zirvesi arifesinde “Türk İş Konsey Kuruluş Anlaşması” imzalanmıştır. Zirve bildirgisinde ayrıca, Astana da 13 Ekim 2011 de düzenlenen Ekonomiden Sorumlu Bakanların I. Toplantısında alınan kararlara tam destek verilmiş, yatırım ortamının iyileştirilmesi, ekonominin çeşitlendirilmesine yönelik önlemler, ulaştırmanın geliştirilmesi kararlarının memnuniyyetle karşılandığı belirtilmiştir. Bildiride ayrıca, yatırımcıları olumsuz etkileyen gayrimenkul edinme önündeki engellerin kaldırılması amacıyla ilgili mevzuatın uyumlaştırılmasının önemi not edilmiş, sigorta şirketleri birliğinin kurulmasının ticari işlemleri güvence altına alacağı inancı vurgulanmış ve vize itasında özellikle iş adamlarına kolaylık sağlanmasının ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirceği vurgulanmıştır.
   Görülüceği üzere, Türk Dili Konuşan ülkeler arasında bugüne kadarki entegrasyon faaliyetleri hükümetlerarasılcı ve ekonomik yaklaşımlarla sınırlı kalmış bulunmaktadır. Hiç şübhesiz bu düzeylerdeki entgrasyon sürecleri de halkların ortak kimliklere sahip olacak biçimde sosyal entegrasyonu gerçekleştirmelerine katkıda bulunan aşamalardır. Ancak, halkların nihai aşamada siyasi entegrasyonunu da sağlayacak ana entegrasyon boyutunun sosyal düzeyde gerçekleçmesinin gerektiği açıktır. Bu nokta, iletişimsel etkileşimin sağlanmasında, medyanın rolü büyük önem taşımaktadır. Nitekim, Türk Dili Konuşan Ülkeler I. Medya Formu 21-22 Aralık 2010 tarihlerinde Ankarada bu amaçla toplanmış ve Formun Sonuç Bildirgesinde, “Türk kökenli gazetçiler arasında kapsamlı bilgi paylaşımı, görüş alış verişi ve mesleki dayanışmanın sağlanmasına zemin oluşturacak bir medya birliğinin tesis edilmesine ve bu amaçla bir Çalışma Gurubu nun oluşturulmasına karar verilmiştir. Çalışma Grubu bu yıl Ekim ayında Ankara da toplanarak, Türk Dili Konuşan Toluluklar Medya Platformu nun tüzüğünü kabul etmiştir. 21 Ekim de Almatıda düzenlenen I. Türk Konseyi Zirve Bildirisinde, Genel Konular başlığı altında, üye ülkelerdeki kitle iletişim araçlarının, kamoyunda Türk Konseyi və Konseyle ilgili kuruluşlar hakkında daha fazla farkındalık sağlamak konusunda önemli bir rol oynaması gerektiği vurgulanmış, bu bağlamda “Türk Dili Konuşan Toplulukar Medya platformu”nun kurulmasının memnuniyetle karşılandığı belirtilmiştir. Ben de “Türk Medya Platformu”nun faal hale geçmesinin Türk dünyasının sosyal entegrasyonuna yapacağı katkının bilincindeyim.

Bu yazı 982 dəfə oxunmuşdur.

Çap et Paylaş Yaddaş qeydi Dosta göndər Share


Şərh


Ad və soyadınız* :
E-mail* :
Veb saytınız:
Şərhiniz* :