-->
Məqalələr



Sorğu


Vəhhabiləri Azərbaycan üçün təhlükə hesab edirsinizmi?

Bəli (315)
Xeyr (192)
Bilmirəm (29)



ARXİV
Dost saytlar
Sayğac

free counters

“Geçmişimizden aldığımız ilhamla geleceğe doğru yürümek istiyoruz”
Şiriftin ölçüsünü dəyiş

Suallarımızı Türk Ocaqları təşkilatının genel başkanı,

professor Mehmet Öz cavablandırır

- 100 yaşını yenicə tamamlamış Türk Ocaqlarının mətbu orqanı olan “Türk Yurdu” jurnalını Azərbaycan insanına, oxucularımıza necə təqdim edərdiniz?

- 1911'den günümüze kadar kesintilerle yayın hayatını sürdüren Türk Yurdu, aynı çizgide yürüyen Türk milliyetçiliği hareketinin sesini yüz yıldır yükselten en uzun ömürlü bir dergidir. 13. Ciltten (1917) itibaren 1912’de  kurulan Türk Ocağının yayın organı olarak çıkan Türk Yurdu muhteva bakımından, her geçen gün zenginleşir, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlara ve savaş yıllarına rağmen, ilkelerinden ayrılmaz. Bütün Türklerce geçerli olan ortak bir ülkü yaratmaya çalışır. İlim ve kültür alanında çaba gösterir. Dergi 1911’den günümüze kadar, bazı kesinti dönemleriyle birlikte varlığını sürdürmüş, 2011’de 100. Yılı anısına 12 ay boyunca çok kapsamlı ve zengin muhtevalı sayılarıyla Türk dergicilik tarihinde bir ilke imza atmıştır. Derginin eski harflerle basılı nüshaları Tütibay yayınları tarafından yeni Türk alfabesine aktarılmıştır. 1911’den Türk Ocaklarının kapatıldığı 1931 yılına kadar toplam 26 cilt 233 sayı çıkan Türk Yurdu, 1942-43, 1954-57, 1959-68, 1970 dönemlerinden sonra 16 yıllık bir ara verir ve 1987’den günümüze dek kesintisiz yayınlanmaktadır. Bu dönemde dergi, Türkiye’nin ve Türk Dünyasının güncel meseleleri, tarih, edebiyat, sanat, kültür alanlarında fikrî ve ilmî yazılara yer vermeye devam ettiği gibi yayın organı olduğu Türk Ocaklarının genel merkez ve şubelerinin faaliyetlerine ve Türk Dünyasındaki önemli gelişmelerin kısa haberlerine de yer vermiştir.

-           Türk Ocaqlarının tarixinə ekskurs etdikdə bu təşkilatın fəaliyyətində Türk Dünyasının müxtəlif yerlərindən olan ziyalıların bu və ya digər formada iştirak etdiyini görmək mümkündür. Məhz bu səbəbdən Türk Ocaqlarının Türk Dünyası ilə bağlı çalışmalarını bilmək maraqlı olardı.

- Sizin de söylediğiniz gibi Türk Ocakları kuruluş devrinden itibaren Türk Dünyasının ziyalıları ile yakın münasebette bulunmuştur. Türk  Yurdu dergisi ve Türk Ocaklarının faaliyetlerinde Türk Dünyasının meseleleri hep birinci derecede önemli olmuştur. Özellikle 1990’lardan itibaren bu alanda çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Türk Dünyası Gençlik kurultayları, Türk Dünyasına yönelik sempozyum ve şölenler bu kapsamdadır. 100. Yılımızı kuladığımız bu yıl içinde de Ankarada Türk Dünyası Hanımlar Kurultayı (30 Mayıs-2 Haziran) ve Dilde Fikirde İşte Birlik (3-4 Ekim 2012) Sempozyumlarını gerçekleştirdik. Dilde Fikirde İşte Birlik Sempozyumunu özellikle 3 Ekim’de yaptık. Zira bilindiği üzere 3 Ekim 2009’da Nahcivan Antlaşmasıyla Türk Konseyi kurulmuş ve bu gün Türk Dünyası günü olarak kutlanmaya başlamıştır. Kasım Ayında da Ankara Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Türk Dünyası Müzik şöleni yapdıq. Türk Ocakları camiası olarak Türk dünyasından Türkiye’ye gelen gençlerin eğitimlerinde onlara yardımcı olmaya çalışmaktayız. Ayrıca Türk Yurdu temsilciliklerimizle de ilişkilerimizi daha düzenli olarak geliştirmeye gayret edeceğiz.

-           Partiyalarüstü bir təşkilat kimi tanınan Türk Ocaqlarının Türkiyənin hazırkı və gələcək durumuna, PKK probleminə, Yaxın Şərqdə baş verənlərlə əlaqədar yürütdüyü siyasətə münasibətinizi bilmək maraqlıdır. Türkiyə bu cür siyasət yürütməkdə davam edərsə, bölgənin lider dövləti ola biləcəkmi, yoxsa fəlakətlərlərmi üzləşəcək?

- Türkiye, tarihi ve kültürel bağları itibariyle Ortadoğu, Balkanlar ve Türk Dünyası ile yakın ilişkilere sahiptir. Osmanlı Devletinin dağılma döneminde Ortadoğuda çizilen siyasî harita, İsrail devletinin kuruluşundan sonra, Irak’ın Kuveyt’i işgali ile başlayan süreçte değiştirilmeye başlanmıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla meydana gelen yeni durumda kartlar yeniden karıldı. Dünyanın girdiği bu yeni süreçte farklı güç odakları yeni stratejiler belirlerken Türkiye’nin tarihininden kültüründen getirdiği yumuşak güç (soft power) unsurlarıyla sahip olduğu gerçek gücü iyi harmanlayıp bir siyaset gütmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye, artık gözlerini dışa kapayacak noktayı çoktan geçmiştir. Türk Dünyasının bağımsızlığına kavuşmasıyla Türkiye’ nin önünde “hâcet kapıları” açıldığı gibi bulunduğu coğrafyada çıkarları olan diğer güç odaklarıyla da daha yoğun bir rekabet dönemine de girilmesi kaçınılmaz olmuştur. PKK problemini de bu denklem içinde düşünmemiz lazımdır. Mesele salt ayrılıkçı bir terör örgütü meselesi değildir. Türkiye, artık 21. Değil 22. Yüzyılın planlarının yapıldığı bu dönemde Suriye meselesinde olsun PKK ile mücadelede olsun kendi hesaplarını iyi yapmalı, kendi yumuşak ve sert gücünü karşılaşması muhtemel krizlere karşı sağlam tutmalıdır. Türkiye’nin bulunduğu coğrafî konum, zor bir konumdur ve burada bu toprakların hakkını vermeyenlerin yaşamasına tarih boyunca izin verilmemiştir. Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin geleceğinin küçülmekten ve içine kapanmaktan değil, Türk Dünyası ve İslam alemi ile dengeli, karşılıklı çıkarlara saygı gösteren bir anlayışla ilişkilerini derinleştirmesinden geçtiğini anlamalı. Bu siyaset uygulanırken bölgede çıkarları bulunan ve bölge devletleriyle bağları olan diğer devletlerle de karşılıklı çıkarları dikkate alan bir anlayış içinde hareket edilmelidir. Türkiye’nin enerji veya silahlanma açısından belirli odaklara  “mahkûm”  olma pozisyonundan çıkarılması da bu noktada elzemdir.

-           Dünya Türklərinin Türkiyədən çox böyük gözləntilərinin olduğunu etiraf etməliyik. Türkiyə bu ümidləri doğrulda bilirmi?

- Türkiye, bu alanda gerçekçilikle ülkücülüğü dengeli bir şekilde götürmelidir. Türk Dünyasında ortaya çıkan devletler arasında kardeşlik ve eşitlik esasına dayalı ilişkiler kurulmalıdır. Diğer Türk topluluklarının meseleleriyle milletlerarası hukuk ve çeşitli mekanizmalar temelinde yakından ilgilenilmelidir. Yukarıdaki soruda da esas itibariyle Türkiye’nin bu potansiyele sahip olduğunu ama bunu daha da geliştirmesi gerektiğini ifadeye çalışmıştım.

-           Türk Dövlətlərinin Əməkdaşlıq Şurasının Bişkekdə 2012-ci ilin avqust ayında keçirilən toplantısında alınan qərarlar haqqında nə deyə bilərsiniz? Şura ondan gözlənən ümidləri doğrulda bilirmi?

- Türk Şurasının 2012 Bişkek toplantısı sonunda yayınlanan beyannameyi büyük bir memnuniyetle karşıladık. Burada alınan kararların uygulanması ve bu şuraya Türkmenistan ve Özbekistan’ın da katılması en büyük arzumuzdur.   Bunun, kültürel,ilmî,  ekonomik, siyasî alanlarda ilişkilerimizi daha da geliştireceğine inanıyoruz.

-           Hazırda Türk Dünyasında təşkilatlanma fəaliyyəti gedir. Buna misal olaraq Türk Dövlətlərinin Əməkdaşlıq Şurasını, Türk Dövlətlərinin Parlament Assmbleyasını, TÜRKSOY-u və s. göstərmək olar. Lakin bu birliyin daha da sürətli olması üçün Ortaq Türk Əlifbasının yaradılması, Ortaq Türk Ədəbi Dili, Ortaq Türk Tarix və Ədəbiyyat kitablarının hazırlanması ilə bağlı işlər görülməlidir. Sizcə bu işin reallaşması üçün hansı addımlar atılmalıdır?

- Bu sorunuz, merhum İsmail Gaspıralı’nın Dilde Fikirde İşte Birlik düstürudur. Türk dünyasında, Gaspıralı’nın idealini gerçekleştirmek bizim de en büyük ülkümüzdür. Önceki dönemde alfabe birliği, ortak tarih kitabı vb. konularda birtakım adımlar atılmaya çalışıldı. Ortak alfabe konusunun makul bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi nispeten daha yakın vadede olabilir. Türk Dünyasında ortak bir iletişim diline ihtiyaç vardır. Bu ihtiytacı tespit ettikten sonra en uygunu Türkiye Türkçesi olarak görülüyor. Ne yazık ki, Türkiye’de yaşanan “Dil Devrimi”nin olumsuzlukları sadece nesiller arasında değil Türkiye ile Türk Dünyası arasında da dil yönünden ayrılık daha da derinleşmiştir. Tabii Rus çarlığı ve Sovyet politikalarının bu sürece katkıları da madalyonun diğer yüzünde yer alır. Bugün gelişen iletişim imkanları, televizyon, sosyal medya, film ve dizi sektörü vb. bir dizi araç bizi bu anlamda daha da yakınlaştıracaktır. Ortak tarih yazımı gibi konular da yine uzlaşma ile gerçekleştirilebilir. Avrupa’da tarih boyunca çatışmış milletler Avrupa Birliği ideali doğrultusunda ortak tarih yazmaya çalışırken bunun bizim için daha kolay olacağına inanıyorum. Bu konuda 2000’lerde epeyce bir mesafenin alındığını, şimdilerde de Türk Şurasının yine bu konudaki çalışmaları başlattığını biliyorum.

-           Adətən rəqiblərimiz bizləri uzunmüddətli planlar hazırlaya bilməməkdə, strateji düşünə bilməməkdə, təşkilatlana bilməməkdə suçlayırlar. 100 yaşını tamamlayan təşkilatın rəhbəri olaraq gələcək planlarınız haqqında nə deyə bilərsiniz?

- Türk Ocakları olarak ikinci yüzyılımız olarak genel ülkümüzü Türk ve İslam alemi için yeni bir medeniyet tasavvuru olarak ortaya koymuştuk. Daha 2009’da Söğüt Toplantıları adlı bir çalıştay dizisi başlattık. Bu faaliyeti 2009’da, Osmanlı cihan devletinin 710. Kuruluş yılında, Osmanlı çınarının kök salmaya başlattığı Söğüt ve Bilecik’de başlattık. Bunun anlamı şuydu. Biz, Türkiye Türklüğü olarak tarihte kurduğumuz büyük medeniyetlerinin sonuncusunu bu topraklarda kurmuş, çoğu yerde 400, 500 yıl kadar süren bir adalet nizamını gerçekleştirmiştik. Elbette ki tarih değişiyor, Osmanlı’yı, Selçuklu’yu, Karahanlı’yı yeniden diriltmekten bahsetmiyoruz. Geçmişimizden aldığımız ilhamla geleceğe doğru yürümek istiyoruz. Bunun için de yüz yüz elli yıldır bize tek medeniyet olarak dayatılan medeniyetin alternatifini, tarihte olduğu gibi bugün de Türk milletinin ortaya koyacağına inanıyoruz. Türk Ocakları olarak 2011’de Gerede’de yaptığımız toplantıda da bu medeniyet tasavvurunun genel çerçevesini çizmeye çalıştık. Bizim bundan sonraki faaliyetimiz, eğitim, sanat, bilim, kültür, mimarî, inanç vb. alanlarında Türk-İslâm medeniyetinin bu çağın diliyle, bu çağın ihtiyaçlarına göre yeni bir ruhla imar ve inşası davasına hizmet etmek istikametinde olacaktır. Eski başkanlarımızdan merhum tarihçi Prof. Dr. Osman Turan’ın tarihî açıdan Türk Cihan Hakimiyeti mefkûresi adını verdiği millî, İslâmî ve insanî esaslara dayandırdığı tarihî rolümüzü, merhum Mehmed Âkif’in sözüyle “asrın idrâkine” söyletmeye çalışacağız.

-           Azərbaycanın 20 faiz torpaqları Ermənistan Respublikası tərəfindən işğal edilib, Qarabağ adlı problemi var. Bu problemin həllində yardımçı olmaq üçün Türk Ocaqları tərəfindən hansı addımlar atılıb? Bilmək istərdik ki, Azərbaycandakı dövlət qurumları, ayrı-ayrı təşkilatlar, ziyalılarla münasibətlərinizi necə qurursunuz və bundan sonra bu istiqamətdə hansı işləri görmək niyyətindəsiniz? Xüsusi olaraq gənclərə hansı məsləhətləri vermək istərdiniz?

- Azerbaycan’ın işgal altındaki toprakları konusunda Türk Ocakları her dönemde açıklamalar yapmış ve milletlerarası kuruluşların bu işgalin hukuksuzluğu karşısındaki tutumlarını kınamıştır. En son, 9 Haziran 2012’de yaptığımız basın açıklamasında bu konuyu dile getirdik. Türk Ocağı olarak  bu konularda  düşen tarihî sorumluluğun idrakindeyiz. Azerbaycan Türklüğü, geçmişte olduğu gibi bugün de haklı davasını savunurken bizi yanı başında bulacaktır. Şahsen ben Hocalı Katliamı ile ilgili olarak mensubu bulunduğum Hacettepe Üniversitesinde yapılan anma toplantısına katıldım ve orada bir konuşma yaptım. Toplantıda Azerbaycan büyükelçisi, TBMM Azerbaycan Dostluk grubu başkanı da vardı. 100. Yıl faaliyetlerimizden birisi İstanbul şubemiz tarafından Baku’da yapıldı. Türkiye ile Azerbaycan gerçekten de tek millet iki devlet olarak çok yakın münasebetler içindedir. Bunları daha da yoğunlaştırmak, Azerbaycanlı dostlarımızın faaliyetlerimize daha fazla iştirak etmesini sağlamak Türk Ocağı olarak arzu ettiğimiz bir husustur. Baku’daki Temsilciliğimiz vasıtasıyla bu tür faaliyetleri inşallah daha da ilerleteceğiz. Genel Merkezdeki TÜRDAM bünyesinde bütün Türk Dünyasında ve tabii ki Azerbaycan’daki gelişmeleri daha yakından izlemeye çalışacağız.

Gençlere ise şunu söylemek isterim: Onlar bizim geleceğimizdir. Milletin istikbali için kendilerini iyi yetiştirmeleri, millî şuur sahibi olmaları, tarihi iyi öğrenmeleri gereklidir. Milletlerin geleceğinde artık bilgi ve eğitim faktörü ön plandadır. Her gencimiz kendisini kendi alanında daha iyi yetiştirmeye çalışmalıdır. Türk Dünyası ile ilgili faaliyetlere katılıp birbirimizi tanımamız ve kardeşliğimizi pekiştirmemiz lazım. Millet olarak daha iyi bir geleceğe iyi yetişmiş ve millî şuur sahibi gençlerle yürüyeceğiz.

Bu yazı 696 dəfə oxunmuşdur.

Çap et Paylaş Yaddaş qeydi Dosta göndər Share


Şərh


Ad və soyadınız* :
E-mail* :
Veb saytınız:
Şərhiniz* :